7 Mayıs 2007 Pazartesi

İATG 2007 ÜZERİNE İZLENİMLER: ŞENLİKTEKİ İLK HAFTASONU ETKİNLİKLERİNİN ARDINDAN

Bu yıl yaklaşık bir aylık bir zaman dilimine yayılan ve daha uzun soluklu bir biçimde organize edilmesi amaçlanan İATG 2007’nin ilk hafta sonu etkinlikleri 5 ve 6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildi. Bu ilk hafta sonu etkinlikleri temelde farklı illerden üniversite topluluklarının buluşmasına, birbirlerinin ürünlerini izlemesine ve bilgi alış verişi yapmalarına hizmet etmesi açısından son derece yararlı oldu.

İATG 2007’nin açılış oyunu olan ve Mimar Sinan Üniversitesi Gösteri Sanatları Kulübü tarafından sergilenen “Küresel Zamanlar”, grup üyesi Serdar Kurt tarafından kaleme alındı. Geçtiğimiz yıl Moliere’in “Kibarlık Budalası”nı sergileyen ve bir klasikle hesaplaşma şansını elde eden grup bu yıl kendisine daha zorlu bir hedef seçmiş, güncel bir sorunu ele alarak kendi oyununu yazmayı hedeflemişti. “Küresel Zamanlar” temelde gezegenimizin çok yakın bir gelecekte karşı karşıya kalacağı su sorunu ve bu büyük sorun karşısında “kar etmek” dışında hiçbir şey düşünmeyen büyük küresel şirketlerin gezegeni yok olma noktasına sürükleyen aymazlığını işlemeyi amaçlıyordu. “Küresel Zamanlar” son günlerde üzerine sıkça konuşmaya ve kara kara düşünmeye başladığımız bu önemli sorun üzerine yapılmış ilk oyunlardan birisi olma gibi bir özellik taşıyordu ve seyircilere “gezegenimiz üzerinde suyla başlayan hayat, eğer gerekli önlemler alınmazsa susuzluk yüzünden sona erecek” mesajını vermeyi amaçlıyordu. Bir ilk oyun yazımı denemesi olarak ele alındığında kimi başarılı sahneleri ön plana çıkmakla beraber, günsonunda yapılan değerlendirmelerde oyunun bazı kurgusal sorunlar içerdiği de dile getirildi. Grubun ilerleyen dönemlerde yeniden ele alması durumunda bu kurgusal sorunların üzerine gitmesi ve oyunu çok daha iyi bir duruma getirmesi mümkün olabilecektir.

İlk günün ikinci oyunu olan ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yaşayan Tiyatro Topluluğu tarafından sergilenen, Yakavos Kambanellis’in yazdığı “Odisea Evine Dön” adlı oyun Yunan yakın tarihiyle mitolojiyi iç içe geçiren ilginç kurgusu ve modern zamanlarda “kahramanlık” olgusunu sorgulayan eleştirel dramaturjisiyle son yıllarda amatör toplulukların ilgisini çeken bir oyun. Geride bıraktığımız iki yıl içerisinde bir yandan yeniden yapılanmaya çalışan, diğer yandan da bir mezunlar tiyatrosu girişimi ortaya çıkarmaya çalışan Yaşayan Tiyatro’nun ortaya koyduğu performans genel anlamda olumlu bulunurken, yine günsonu söyleşisinde grupla ağırlıklı olarak oyunu güncelleştirme ve Türkiyelileştirme konusunda yapılan müdahalelerin zaman zaman yarattığı dramaturjik sorunlar üzerine konuşuldu. Bununla birlikte grubun özellikle kalabalık sahnelerde önplana çıkan “ensamble oyunculuk” denemelerinde geçtiğimiz yıllara oranla daha başarılı olduğu ifade edildi.

Pazar günü şenliğe Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun iki oyunuyla devam edildi. İlk oyun yine amatör tiyatro gruplarınca sık sık gündeme getirilen Gyula Hay’ın “At”ıydı. EÜTT bu yıl oluşan kadro yapılanmasının bir neticesi olarak “At”ı daha çok topluluk içerisindeki yeni üyelerin inisiyatifiyle oluşturulacak bir eğitim prodüksiyonu olarak tasarlamıştı. Bu anlamda günsonu tartışmasında önplana çıkan değerlendirmeler grubun enerjik ve çok odaklı sahneleme tarzı üzerineydi. Grubun bu yöneliminin sahneleme anlamında bir zenginlik içermekle beraber zaman zaman kaotik mizansenlere yol açtığı ifade edildi. Ancak oyunun genel anlamda topluluğun deneyimsiz üyeleri açsısından olumlu bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiği de ifade edildi. Yine “At” üzerine en çok tartışma yaşanan konulardan bir diğeri topluluğun halk odağı yorumu oldu. Oyunu çıkaran kadronun hiçbir muhalif güdü içermeyen, fırsatçı halk yorumu daha önce oyunu sergilemiş ya da okumuş olan kimi izleyiciler tarafından paylaşılmadı. Ancak burada dramaturjik tercihlerin devreye girdiği ve farklı grupların farklı tercihlerde bulunmasının da doğal olduğu kabul edildiğinden tartışmanın ısrarla bu nokta üzerinden yürütülmesi genelde doğru bulunmadı.

EÜTT’nin ağırlıklı olarak deneyimli ve mezuniyet aşamasına gelmiş üyelerince hazırlanan diğer oyunu, Shakespeare’in “Venedik Taciri” günün ikinci oyunuydu. EÜTT içerisinde, tıpkı Yaşayan Tiyatro’da olduğu gibi son dönemlerde mezuniyet sonrasında tiyatroya devam etmenin nasıl mümkün olabileceğine yönelik tartışmalar ağırlık kazanmakta. Bu anlamda “Venedik Taciri”ni biraz da bu tartışmalar içerisinde ele alınmış bir oyun olarak da görmek gerekiyor. Grup üyeleri yapılan günsonu toplantısında bu türden bir klasikle “boğuşmanın” kendileri için ne kadar geliştirici olduğundan bahsettiler. Yapılan tartışmalarda tahmin edileceği gibi özellikle Shylock karakterinin yorumu üzerine söylenenler önplana çıktı. Farklı fikirler de ifade edilmekle beraber, bu konudaki genel kanı, gerek oyunculuk, gerekse dramaturjik yaklaşım anlamında grubun karakteri sahneleme konusunda önemli bir yol katettiği yolunda oldu. Ancak kimi katılımcılar aynı başarının henüz Venedikli tüccar odağı için geçerli olmadığı şeklinde yorumlarda da bulundular. Bu anlamda grup üyeleri oyun üzerinde çalışmaya devam ettiklerini ve alınan geri bildirimler doğrultusunda dramaturjiyi ve sahne üstü denemeleri yeninde yeniden ele almaya devam edeceklerini belirttiler.

Üniversite topluluklarının İATG 2007 kapsamındaki buluşması bu hafta içerisinde ve önümüzdeki hafta sonunda da devam edecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder